
ÖTEKİ DÜNYA – 2025
Bu çalışma, Uluslararası Gümüşlük Festivali’nin bu yılki teması olan sınırsız sahnelerden ilham alarak geliştirilmiş, üç bölümlü bir sergileme dizisidir.
İki heykel sergisi ve ardından gelen bir performanstan oluşan seri, tümüyle atık malzemelerden ve doğal bileşenlerden üretilmiş eserlerle şekillenir.
Sergiler, tarihi boyunca ruh-madde, dünya-ahiret, beden-çözünüm arası geçişlerin irdelendiği bir ibadet mekanında yer alır. Gözeneklerine nice hakikat anlatısının sindiği muhtemel—bu küçük şapelde eserler, çağımızın materyal buhranına karşı duran şiirsel bir kurtuluş arayışı sergilerler.
Bu seride yer alan sanatçıların üretimlerine yaklaşımları, 1960’ların sonlarında İtalya’da ortaya çıkan Arte Povera akımıyla da örtüşür. Arte Povera sanatçıları endüstriyel ve doğal ‘’yoksul’’ malzemelerle sanat üreterek, sanatın piyasa mekanizmalarından bağımsız, hayatın içinden gelen bir direniş biçimi olabileceğini savunurlar. Bu sergilerdeki işler de ‘’değersiz’’ olanı dönüştürerek, hem şiirsel hem de politik bir dil kurgularlar.
‘Paralel Evren’ – TEZ
- 12 Ağustos-22Ağustos
İlk sergi, kısa süre önce bu dünyadan ayrılan bir sanatçının eserlerini bir araya getiriyor.
O’nun dünyası, çöp olarak görülen, değersizleştirilmiş nesnelerin içindeki seslerin duyulabildiği—onları prırltıdan ve gösterişten uzak, alçakgönüllü bir evrenin yapı taşlarına dönüştürebilen bir dünyaydı. Sanatçı her bir atık nesneye yeni bir hayat, bir ‘öteki yaşam’ sunmayı adeta kendine misyon edinmişti.
Pazara göre şekillenmeyi reddeden bu eserler, ticarileşmiş sanat anlayışına ve günümüz tüketim kültürüne karşı duruşlarıyla da eleştirel bir bakış sergiliyorlar.
‘Paralel Evren’ hem sanatçının kendi varlığının ötesine geçişine bir saygı duruşu, hem de yarattığı dünyaların hala bizimle birlikte nefes almakta olduğuna dair bir hatırlayış.
‘Atığın Poetikası’ – MEHMET TEKİN
- 24 Ağustos-3 Eylül
İkinci sergi yine, değersiz sayılmış, gözden kaçmış, maddi değerlerinden arınmış objelerden kurulu bir dünya sunuyor. Bu işler, ‘’kıymet” kavramını yeniden düşünmeye davet ederken, alışılmış estetik ölçüleri altüst ediyor. Görünmez olanı görünür kılmak için çöpü, pası, kırığı, yıpranmışı, bir kenara itilmişi yeniden kurguluyor.
Sanatçı seçtiği nesneleri unutulmuş olanı hatırlatan birer simgeye dönüştürerek izleyiciyi anlam üretimi üzerine düşünmeye zorluyor.
Hiçbir şeyin atık olmadığı, her şeyin potansiyel taşıdığı bir dünya tahayyülü bu.
Tıpkı Arte Povera sanatçılarının yaptığı gibi Mehmet Tekin, pahalı malzemelerden ve gösterişli formüllerden uzak durarak gündelik olanın şiirselliğini ortaya çıkarıyor. Atık malzemenin içindeki ruhuna ulaşıp ona biçim veriyor ve eserlerinde hiçlikten bir ‘poetika’ yaratıyor.
‘Atığın Poetikası’’, alışkanlıkla görmezden geldiğimiz nesnelere dikkatle bakmamız için bir çağrı; tüketimin dışına taşan başka bir dünya ihtimalini fısıldayan bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor.
‘Çözünme’ (Performans)- EŞREF YILDIRIM
- 5 Eylül
Serinin üçüncü bölümü, karbonat ve sirke gibi basit, doğal malzemelerle bedenini yıkayan bir sanatçının canlı performansından oluşuyor.
Bu temizlik bir hijyen eylemi değil- bir ritüel; bir arınma, çözülme ve dağılma arzusu. İnsan bedenine ve insanlığa sinmiş olan kirin, suçun, aşırılığın, ağırlığın yıkanarak çözülüp dağılması isteniyor.
Kimyasal ürünlerle değil, doğayla uyumlu elementlerle gerçekleşen bu eylem, hem kişisel hem de kolektif bir çözünmeyle hafiflemeyi hedefliyor.
Maddesel varoluşun ağırlığından arınarak, bedenin değil belki de ruhun temizlenmesi amaçlanıyor.
İnsanlığın tüketimle yüklü bedenini ve ruhunu, maddesel fazlalıklardan kurtarıp, daha hafif bir varoluşa yönlendirme arzusu taşıyor.
Performans, yalnızca fiziksel değil; kültürel ve ruhsal bir temizlik olarak da okunabilir.
‘Çözünme’ serinin son halkası olarak, hem bir yok oluş hem de bir yeniden doğuş anına işaret ediyor.
Elvan Erdin








